24 Eylül 2014 Çarşamba

BEKLE BİZİ GİTO - BÖLÜM III


4.Gün
 
Güzel bir kahvaltı sonrasında, Batum'a kadar görüş mesafesi olan  Saime Tepesine araç ile geçtik. Dün gerçekleştirdiğimiz yürüyüş rotalarımızı da görebildiğimiz tepeden, Türkiye tarafındaki yayları görebildiğimiz gibi Gürcistan tarafındaki yaylalar da ayaklarımızın altında idi. Özçekimlerimizi ve 2015 KHBAG takvimi için fotoğraflarımızı çekerken, yaylalarda bulunan yerel halkın da gelmesi ile bir anda tepe şenlik alanına döndü.



  

Hep birlikte bayramlaştıktan ve horonlarımızı vurduktan sonra, yürüyüş temposuyla 15 dakika uzaklıkta bulunan Naçadirev gölüne doğru yola çıktık. KHBAG'ın cesaretli üyeleri Ayşe, Esra, Özlem, Murat ve Patron suyun soğukluğuna aldırmadan çığlıklar ve alkışlar arasında buz gibi suda yüzmeye başladılar. Suya girenlerden Patron haricinde herkes, çok uzun süre dayanamayıp, kendini dışarı attı. Patron ise olimpik yüzme havuzundaymış gibi bir eda ile keyfini çıkardı doğrusu...
 


Dağların arasında kısa bir araç yolculuğu sonrasında, öğlen yemeğini yiyeceğimiz Fındık Yaylasına doğru tekrar yürüyüşümüze başladık. Karşı dağın eteklerinde, uzun zamandır kullanılmayan Lodivage mezrasını görebiliyorduk. Fındık Yayla’sına varmadan hemen önce, tadı hala damağımda kalan Yaban Mersini molası vermeyi de ihmal etmedik. Yaylaya vardığımızda tadına doyum olmayan örgü peyniri ve kaymağı başta olmak üzere eşsiz bir öğle yemeğinin ardından, manzaranın ve güneşin tadını çıkarmak için çimlere attık kendimizi.




Daha sonra Efeler köyünde konaklayacağımız Dedaena pansiyonumuza geldik. Üst katı restaurant alt katı ise mükemmel bir manzaraya karşı çayınızla muhabbet edeceğiniz sedirleri olan başka bir ahşap yapıya akşam yemeğimizi yemeye geçtik. Yemek sonrasında araç ile Kayalar Köyü’ne geçtik. Burada Osman’ın dedesinin evinin balkonunda sohbetimizi ettikten sonra, Efeler Köyü’ne doğru gece yürüyüşü gerçekleştirdik. Zifiri karanlık köy yolunda birbirini korkutmamak olmazdı. Ama tuzak kuranlar mı, yoksa tuzağa düşürülmek istenenler mi zararlı çıktı, orasının gizemi bizde saklı kalsın :)

5.Gün


Kahvaltımız sonrasında Efeler köyünde Maral şelalesine doğru aracımız ile Karadeniz şarkıları eşliğinde giderken, karşımıza 1200 yıllık kemer köprü çıktı. Hala dimdik ve gururla ayakta durmayı başaran bu köprüyü hayranlıkla seyrettikten sonra, İremit Köyünde bulunan 1800’lü yıllardan kalma ahşap ve kök boyası işçiliğinin en güzel örneklerini günümüze kadar saklamayı başaran Camili Camii’ne uğradık. Her bir santimetrekaresini zihnimize kazıdıktan sonra yolumuza devam ettik. 



Yaklaşık 65 metre yükseklikten tek kırım olarak düşen Maral şelalesine ulaşmak için bir yerden sonra aracımızdan indik, ladin ve kayın ağaçları arasındaki patika yolu takip ederek şelaleyi yukarıdan gören, isterseniz taze mısır ve çay yudumlayarak manzaranın tadını çıkarabileceğiniz güzel bir terasa ulaştık. Fakat şelalenin düştüğü noktada küçük bir göletin oluştuğunu ve burada yüzülebildiğini görünce, bir an önce serinlemek için yolumuza devam edip, ahşap basamaklar ve merdivenler yardımıyla dik bir patikadan dalların yardımı ile kelebeklerle birlikte uçarak indik. Kısa bir süre sonra herkes yukarıdan kurşun gibi düşen suyun tadını çıkarmaya başlamıştı bile…


Şelalenin keyfini çıkardıktan sonra Maral Köyü’nde bulunan Greenroof otelinde yöresel yemeklerden oluşan öğle yemeğimizi yiyip, akşam konaklayacağımız Efeler Köyü’ne doğru tekrar yola koyulduk. Fakat Osman yol üzerinde bir sürpriz yapıp arabayı durdurdu ve Efeler Deresinde yüzme molası verdi. Şelalenin suyundan daha sıcak olan derenin tadını sonuna kadar çıkardıktan sonra, Efeler Köyü’nde konaklayacağımız yere doğru yürümeye başladık. Güzel bir akşam yemeği ve sohbet sonrasında günü sonlandırdık.


 

Yazı ve Fotoğrafların Her Hakkı Volkan EKİNCİ ve KHBAG'a aittir.