21 Kasım 2014 Cuma

Kaş Kampımızın 1 günü (tadımlık)

Var mı çadırından çıkıp denizi görmek, görmeyi boşver, onu duymak, kokusunu ciğerlerine çekmek gibisi !

Sevgiliden uzak olmanın hüznünü koy bir yana, koy onu bir kenara... Hadi... Bak hala... Neyse onu yapamasan da güzel bir gün olacak yine. Bu belli...



Kahvaltıdan önce denize girdin mi hiç Abidin, güneşe bakamayan gözlerini kısarak çarşaf gibi suda sırt üstü yatarken, kulakların suyun yarım içinde olduğundan dünyanın kalanının sesini buğulu duyup, ruhunu huzurla doyurdun mu? Bir de bunu dene bakalım çizebilecek misin mutlulukla ilgili bir şeyler.

Denizde sırt üstü yatmaya bu kadar edebiyat yapılır mı demeyin. Burada tuvalet bile deniz manzaralı arkadaş ben ne yapayım !







Güne böyle başlayınca her şey güzel geliyor insana, belki de bugün yaptıklarımız, yani sizin birazdan okuyacaklarınız gerçekten de güzel şeylerdir. Mesela tavanda asılı bir didjerido'nun altında nasıl bir ses çıkardığını düşünerek kahvaltı etmek gibi...

Yolda yürürken bile elini bir dala uzatıyorsun nar geliyor, limon geliyor. Öte yana kafanı çeviriyorsun ki bir teyze zeytin topluyor.



Birçok gittiğimiz yerde olduğu gibi yine "Keşke buralardan bir yer alsak" hayalleriyle gezerken aklımıza düştü Mavi Yengeç yeme fikri. Hemen bir internet araştırması ile en iyi yerlerden biri olduğunu öğrendiğimiz Demre çıkışındaki Kaya Restoran'ı bir de biz test edelim dedik. Yolda karşılaştığımız Gökkuşağı ise bugünün güzel bir gün olduğunun perçinleyicisi gibiydi adeta. Yere kadar uzanan, çok net görülebilen ve bizi neredeyse Demre'ye kadar yalnız bırakmayan bir gökkuşağıydı bu.


Gelelim mavi yengece... Gerçekten çok lezzetli ama yemesi de bir o kadar zahmetli ve bir yengeçten çok az, tadımlık et çıkıyor. Patron Murat'ın "Bu yengeçler burada mı yetiştiriliyor?" sorusuna garsonun verdiği cevap: "Yetiştirilmiyor, yetişiyor." olması da ilginç bir ayrıntı. Ayrıca restoranın patatesi ve özellikle salatası da güzeldi. Tavsiye edilir.



Kaş merkezde de biraz vakit geçirdikten sonra günü kampımızda çilingir sofrasıyla kapatalım derken Doğa Ana diyor ki benden de size meze olarak "şimşek esintisi" gelsin. Dakikada 3 kere çakan şimşekler neyse ki bizden çok uzakta ama bulutlu gökyüzünü öyle bir aydınlatıyor ki oralarda fırtına ile mücadele eden bir gemiyi görür gibi oluyoruz. Kendimizi onun yerine koyuyor ve böyle bir günü yaşayabildiğimiz için ne kadar şanslı olduğumuzu düşünüyoruz. 

Yazı ve Fotoğrafların Her Hakkı Sertaç Çağlarca ve K.H.B.A.G.'a aittir.