KHBAG’ın uçak bileti promosyonlarından sorumlu arkadaşımız
Hamuki, taaaaaa 2013’ün Eylül ayında, 2014’ün 1 Mayıs’ı için Kıbrıs bileti
aldırdı bize, ucuz diye. Eylül’den Mayıs’ı planlamak... “Allah kerim” dedik, başladık
beklemeye. Vakit yaklaştıkça ufak ufak organizasyona da başladık. Kalacak yer,
araba kiralama, gezilecek görülecek yerler listesi derken, o gün geldi çattı.
12 Mayıs 2014 Pazartesi
22 Nisan 2014 Salı
Düzce Yolları
Herşey Ayşe’nin başının altından çıktı. Mesaj grubunda hafta sonu şu grup Düzce tarafına fotoğraf gezisi yapıyormuş ben gitmeyi düşünüyorum siz de gelin dedi. Programı görünce, saat 6'da yola çıkılmasından hoşlanmayarak “bırak onları ya biz kendimiz gideriz” dedim. Tamam dediler, tabii ki şaşırmadım. Sonrasında Cuma akşamı plan yapma amacı ile sinema öncesi toplantısından çıkan erteleyelim kararı Esra’nın oynadığı Defne kozu ile rafa kalktı ve Cumartesi sabahı koyulduk yola. İyi ki de koyulduk.
14 Nisan 2014 Pazartesi
Yenice Ormanları KHBAG'dan Sorulur.... :)
Yenice ormanlarına "hadi bu
sene gidelim", "hadi önümüzdeki ilkbaharda gidelim" derken, meğer ilk konuştuğumuzun üzerinden iki sene geçmiş. Bu sefer karar verdiğimizde bile
mevsim olarak geç kaldığımızı biliyorduk. Buna rağmen, Kendi Halinde Bir Aksiyon Grubunu
(KHBAG) tutabilene aşk olsun. Kafamıza bir kez koyduk mu illa gideceğiz, illa
göreceğiz.
19 Mart 2014 Çarşamba
Geyikbayırı'nda Kayada Geçen 2 Gün
Spor tırmanışına gönül verenlerin çoğu spor salonları dışında doğada, gerçek kayaya dokunarak tırmanmayı severler. Hem doku, hem ortam, hem farklı zorluklar içeren kaya tırmanışına müsait güzel tırmanış bahçeleri vardır. Şanslıyız ki uluslararası da tanınan ve her yıl popülerliğini arttıran Antalya'ya bağlı Geyikbayırı köyü tam bir tırmanış cennetidir.
Yüreğinin götürdüğü yere git demiş ya yazar, yüreğim bir süredir Geyikbayırı diyordu zaten. Çok kalpten isteyince olaylar da ona göre seyrini buluyor.
Geleneksel kızlar buluşmamızın 4.ayağı için rotamız Antalya diye belli olunca programın sonuna kendim için Geyikbayırı'nı da dahil ediverdim.
10 Mart 2014 Pazartesi
Boşver Kaçıncı Kilometrede Olduğunu Sadece Koş !
Aylar öncesinden planladığımız bir gezi… Asıl amaç Runtalya maratonunu koşmak…
Antalya’da otobüsten inmemizle maceranın başlaması bir oldu… Çantalarımızı gören bir adam yaklaştı ve aramızda şöyle bir diyalog gelişti:
- Siz yürüyüşe mi geldiniz? Evet evet yürüyüşe geldiniz siz. Ne tarafa?
- Olympos
- Hmmm nereyi yürüyeceksiniz orada?
- Bakacaz
- Bakacaksınız !? Gelidonya Feneri’ne gidin
- Gittik oraya biz
- Hııı… şey… oldu o zaman… Kartımı vereyim ben size, takılırsanız arayın.
3 Mart 2014 Pazartesi
Kıtaları Koşarak Geçtik
Kıtaları Koşarak Geçtik
www.istanbulmarathon.org/tr adresinden kaydımı yapıp, gruba “Bu seneki İstanbul Maratonu 15 km. kategorisi için kaydımı yaptırdım, ilgilenenlere duyurulur” mesajını atmamla, KHBAG’ın ilk maraton macerası da başlamış oldu. Her ne kadar “Acaba zor mu olur? Niye 15 km.? 10 km.'ye katılsak ya” gibi bazı çatlak sesler çıksa da “olabilir, ya ben de geleyim” nidaları arasında, bir de baktık ki sayımız sekizi bulmuş.
28 Şubat 2014 Cuma
KARS - 8 ay beyaz, 2 ay ayaz, 2 ay yaz
KARS - 8 ay beyaz, 2 ay ayaz, 2 ay yaz
Bizi Ankara'dan Kars'a getiren Doğu Ekspresi'nden indiğimizde akşam saat sekize geliyordu. Kars'ın kış keşfi için 2 günümüz vardı. İlk gün Çıldır gölü civarı, ikinci gün Sarıkamış civarı gezilecek, kaz, hangel, piti, yerel ne varsa yenilecek, kilo alınarak ve eğlenilerek dönülecekti. Trenden indikten hemen sonra, nefes alırken burnumuzun içinde buz kristalleri oluştuğunu hissettik. Eşyalarımızı otele atıp, yemek yemek için dışarı çıktık, ve işte o akşam bir ocakbaşı restoranında ejder kebabıyla tanıştık. Anoooo, o nasıl bir lezzet.. İçinde hem dana eti, hem koyun eti, hem beyaz et ve daha türlü malzemeler var. Lezzeti damağımızda kaldı gerçekten. İlk günün yorgunluğu var üzerimizde, çok oyalanmadan dinlenmeye geçmek istiyoruz. Restoran nasılsa yakın diye otelden termal içliklerini giymeden ayrılan ben dahil birkaç arkadaş, -16 derece soğuğu içimizde hissedince otele koşarak dönmek zorunda kaldık. Kızların botlarının altında Ankara'dan çıkmadan temin ettikleri çivili tabanlar mevcut. Böylelikle buz kaplı Kars yollarında, kaldırımlarında düşmeden yürüyebildiler.
Kars'taki ilk sabahımızda ilk durağımız Çıldır yolu üzerindeki Azeri - Sünni mezarlığı idi. Yol kenarında, kar altındaki bu tarihi mezarlığın etkileyici bir atmosferi var. Epeyce fotoğraf çektikten sonra, bir sonraki durağımız olan Doğruyol Köyü'ne doğru yol almaya başlıyoruz. Bu esnada solumuzda donmuş Çıldır Gölü de tüm haşmetiyle kendini sergilemeye başlıyor.
24 Şubat 2014 Pazartesi
Kendi halinde bir tren hikayesi: Doğu Ekspresi..
Kendi halinde bir tren hikayesi: Doğu Ekspresi..
Bu geziyi aylardır heyecanla bekliyorduk hepimiz. Kars’ı kışın görmek, Çıldır Gölü’nün ünlü kış manzarasının parçası olmak, Sarıkamış’ı keşfetmek temel amacımızdı. İlk heyecan tren bileti alırken yaşandı. Zira biz yataklı kompartman almak istiyorduk, ancak aylar öncesinden plan yapmış olmamıza rağmen tren biletleri ancak 15 gün öncesinden satışa çıkıyordu. Sağolsun Hamuki, yolculuktan tam 15 gün önce sabahın köründe bilet gişesinin önündeydi, ancak bir grubun yataklı vagonu kapattığını öğrenip şok olduk, neyse mecburen kuşetli vagondan yerlerimizi aldık. Bu arada da hepimiz harıl harıl ne ki bu kuşetli diye araştırıyorduk, yataklı ile kuşetli arasındaki farkı ekşi sözlükte bir hayli “net” bir biçimde anlatmışlar. Edepli haliyle söyleyelim, “yataklıda siz … , kuşetlide onlar sizi … “ . Hadi bakalım dedik, hayırlısı :))
17 Şubat 2014 Pazartesi
Yine mi Amasra Yine mi Rakı-Balık
Yine mi Amasra Yine mi Rakı-Balık
Bir Eylül akşamı Eymir’de bisiklet turu sonrası yaptığımız balık-ekmek ritüelimiz esnasında, balık yemeye gidelim muhabbetimiz olgunlaşır, gelişir ve Amasra’da rakı-balık-salata etkinliği olarak karşımıza çıkar. Rota belli, motivasyon tamam peki ya tarih? 14-15 Eylül tarihleri için bir ekip oluştu, ama bu tarihte gidemeyenler ne yapsın? Paylaşılan fotoğraflar ve anlatılanlarla mı yetinsin sadece? Biri yer biri bakar kıyamet ondan kopar demişler. O tarihlerde gidemiyorsanız 21-22 Eylül’de Alternatif Amasra etkinliği var, gel aksiyoncu geeeelll…
12 Şubat 2014 Çarşamba
Rakı-Balık Cennetindeyiz, Amasra'dayız
Rakı-Balık Cennetindeyiz, Amasra'dayız
Biraraya her geldiğimizde ilk sohbetimiz nerelere gittik, nerelere gideceğiz, nerelere gitmek istiyoruz oluyor. Üstelik bir gezinin tam ortasındayken bile. Güzel bir Amasya, Niksar, Tokat gezisini tamamlamış, keyif ile araba sürerken birden "Amasra'ya gitmeyi, balık yemeyi, keyif yapmayı" planlarken bulduk kendimizi..
Eylül ayı geldi,balık sezonu açıldı. Mevsimin ilk balığını, yerinde yemeliydik. Derken, KHBAG ekibinden bir mesaj geldi: "Haftasonu Amasra'ya gidiyoruz. Gelsene" :) Hemen atladım tabi. Sıcak havaları hiç sevmem, mevsim tam benim mevsimim. Hafif serin, bazen yağmur, bazen güneş.
6 Şubat 2014 Perşembe
Mavi Kelebek
1. Gün: Üsküp – Makedonya
3 tane resmi dili (Makedonca, Arnavutça ve Türkçe) olan Makedonya'nın başkenti Üsküp çok küçük ve gelişememiş bir şehir olmasına rağmen sanata değer verdikleri ana caddedeki heykellerden belli...Tabi bu heykellerden en önemlisi Yunanların "Hayır o Makedon değil Yunan" ve Makedonların da "Hayır Yunan değil Makedon" diye tartıştığı Büyük İskender.
4 Şubat 2014 Salı
31 Ocak 2014 Cuma
Meraklı mısınız ? ... Öyleyse ÖzgürCE Dalın !
Meraklı mısınız ? ... Öyleyse Dalın !
Şimdi nereden başlayayım
nereden anlatayım bir anda bilemedim.. çünkü dalış için arkadaslarımın “Özgür
artık dal” dedikleri zaman 2009 yılına, benim gerçekten dalışa başladığım zaman
var o da 2012 yılına denk geliyor.. :)
İnsanın hayatında bir dönem anlam
veremediği bir sürü şey olurken, maalesef bir başka konuya dikkatini vermesi
çok kolay olmuyor. Sanırım bu durumu herkes bir kez bile olsa deneyimlemiştir. İşte
bu dönemlerden birinde ardaşlarım “Özgür artık dal” demesi ile ben de uyandım. Uyandım
ama o sıcacık yataktan yorganı üstümden atıp ayaklanmak 2 senemi aldı ... almayaydı
iyidi !
30 Ocak 2014 Perşembe
Niksar'ın Fidanları Koyverin Gidenleri
Niksar'ın Fidanları Koyverin Gidenleri
Doğa Araştırmaları Sporları ve Kurtarma Derneği (DASK) her yıl “Doğada Görüntü Avcılığı Yarışması” düzenliyor. Geçen seneki Samsun Vezirköprü’de, ondan bir önceki yıl İğneada’da yapılmıştı. Bu sene ise 16-19 Mayıs 2013 tarihleri arasında Tokat’ın ilçesi Niksar’da yapıldı.
Karslı fotoğraf sanatçısı A. Kadir Ekinci ile tanışmamış,
sohbet etmemiş olsaydım, bu seneki DOGAY’a katılmayı aklımdan bile geçirmezdim.
Kadir Ekinci’ye, AFSAD’da bir sohbet sırasında, Kars’tan sonra Türkiye’de en
çok beğendiği yerin neresi olduğunu sormuştum. O da hiç tereddütsüz, “Tokat”
demişti. O sırada ortada DOGAY mogay
yoktu. Sonra bir de baktım, bu seneki DOGAY Tokat’ın ilçesi Niksar’da. Üstelik,
aksiyon sever dostlarımın çoğu da orada olacak ! Ben durur muyum ? Tabi ki durmam. 17 Mayıs Cuma akşamı iş çıkışı üç araba Ankara’dan Niksar’a doğru yola çıktık.
29 Ocak 2014 Çarşamba
8 gezgin Kaş’ta 4 gün geçirirse ne yapar?
8 gezgin Kaş’ta 4 gün geçirirse ne yapar?
29 Ekim Salı’ysa, bir gün de izin alıp, “ohooo 4 gün tatil
yaparız” nidaları, yerini “iyi de nereye gitsek”lere bırakınca grup kendi
içinde bölüne bölüne çoğalmaya başlamıştı. Safranbolu-Yenice kombini yaparız diyerek
bir konakta yer ayırtanlar, Likya yoluna trekking’e gidenler, yav ben alamadım
pazartesi iznimi gelemiycem diyenlerin yanısıra, sessiz bir azınlık “Kaş”
deyiverince işin adı hepimiz için kondu. Meğer Kaş’a gidesimiz varmış bizim :)
26 Ocak 2014 Pazar
Frig Yolu Fotoğraf ve Doğa Yürüyüşü
Frig Yolu Fotoğraf ve Doğa Yürüyüşü
Güneşi yakalamak
Gecenin karanlığında vardık Yazılı Kaya köyüne. Yağmur
yağacak, fotoğraf makinalarımızı bile çantalarımızdan çıkaramayacağız endişesiyle
gelmiştik. Gecenin karanlığında otobüsten inip de pırıl pırıl yıldızlar ile
dolu gökyüzünü görünce, birer küçük gülümseme kondu hepimizin yüzüne.
Otobüsteki kısa bir uykudan sonra gün ağarmaya başlamıştı ki
inip havayı kokladık hep birlikte. Doğmakta olan güneşi, ötüşen kuşları
rahatsız etmemek için fısıltıyla konuşuyordu herkes ya da bana öyle geliyordu.
Gürültü olunca her şey uyanacak ve büyülü güzellik kaybolacakmış gibiydi. Fotoğraf
makinalarını boynumuza asıp sessizce keşfe çıktık. Köyün girişinin tersi
istikametteki sis bulutu bizi o tarafa yönlendiriyordu.Madonna Di Campiglio
Madonna Di Campiglio
1993 senesinde Uludağ’dayım.
Kayakları ayağıma ilk taktığım zaman. Kaymayı öğrendiğim ilk anlar. Kulağımda
hep ‘kaymak uçmaya en yakın his’ küpesi sallanmakta. Özgürlüğüme özgürlük katma
arayışında bir pırlantaya rastlamış olmanın paha biçilemez heyecanı. O
kıyafetleri giyerken ve kayakların yerine oturmasında o ilk mekanizma sesini
duyan ben, sanırsınız ki F-16’nın kokpitine yerleşiyorum. Daha kaymaya
başlamadan zaten aklım bir karış havalanmış. Kıyafetler, tamam! Ayakkabılar,
tamam! Mekanizma sesi, tamam! ve şimdi sıra en havalı harekette, gözlüğün yavaş
yavaş gözlerin önüne indirilmesi ve batonları tutmak, tamam! kalkış için
hazırım. İşte! Bütün bu hazırlıkları
unutturan, bembeyaz bir sonsuzluğun içinde kalkış sonrası kendiniz ile baş başa
olduğunuz, kafanızı sağa veya sola doğru çok hafif çevirdiğinizde kayağın kar
içinde gidiş sesine eşlik eden rüzgârın sizi havalandırma hissi. Uçuyoruz!
24 Ocak 2014 Cuma
Kaptanın Seyir Defteri - 2
Kaptanın Seyir Defteri - 12 Ekim 2013
Rüzgar sancak tarafından esiyor
Deniz sıcaklığı 27.8º
Rota Katrancık adası
15:45 İskeleden ayrıldık
Tonozu çeken Sinan Kaptan
Sancak halatını çözen Ayşe Kaptan
İskele halatını çözen Yelda Kaptan
Ama asıl kaptan Özgür Kaptan
İlk fotoları çeken Didem Miço
Bunu yazan tosun da, Sertaç Miço
15:48 4 kaptan, 2 miço yola çıktı…
23 Ocak 2014 Perşembe
Yaşasın Bağzı Şeyler
Aladağlar - Lahitkaya Zirvemiz
SEYİR DEFTERİ
Efendiiiiim ne zamandır isteyip de ertelediğim şeylerden biri de, amatör denizci belgesi almaktı yani yelkenli bir tekneyi kullanmayı öğrenmek. Şubat ayında, bir pazar sabahı trekkinge giderken, otobüste, Yelda dedi ki "Sinan ve ben kaptanlık kursuna başlıyoruz." Nerede, ne zaman, nasıl demeye kalmadan, pazartesi akşam ben de onlarla beraber kurstaydım. Yalnız ben devam edemedim iş güç yüzünden. Onlar belgelerini aldılar. 23 Nisan tatilinde de Özgür'le beraber eğitime çıkmaya karar verdiler. Sağolsunlar, kursa gitmediğim, belge almadığım halde, beni de dahil ettiler eğitim programlarına. Onlar mektepli, ben alaylı olarak tekneye adımımızı attık. Kiraladığımız tekne, küçücük minnacık, yaklaşık 8 metre boyunda (denizcilikte metre değil de feet kullanılıyor ama şimdi hesaplayamadım 8 metre kaç feet eder), yekeli, sevimli mi sevimli bir tekneydi.
Sinan'ın arabasıyla cuma gecesi yola koyulduk.
22 Ocak 2014 Çarşamba
Biz Kimiz ?
Günübirlik doğa yürüyüşlerinde yolları kesişmiş olan, farklı
şehirlerde doğmuş, büyümüş, farklı okullarda okumuş, farklı işlerde çalışan
kızlı erkekli bireyleriz. Ortak noktalarımız, seyahat etmeyi, spor yapmayı,
yemeyi içmeyi seviyor olmamız. Yeniliklere açığız ve çabuk dolduruşa geliyoruz.
=) Hayatın tekrarının olmadığının farkındayız. Bunun için her anımızın keyfini
çıkarmaya bakıyoruz. Baki kalan bu kubbede, kendimizce hoş sedalar bırakmaya
çalışıyoruz. Güzel anlar biriktirmek istiyoruz. Bu blogda gezdiğimiz,
gördüğümüz yerlerden fotoğraflar, anılar, oralara dair öneriler, ipuçları
bulacaksınız. Ya da izlediğimiz konserler, filmler, okuduğumuz kitaplar
hakkındaki görüşlerimiz, yorumlarımızı. Bağzı şeyler paylaşıldıkça anlamlanır,
çoğalır, güzelleşir dedik, böyle bir blog oluşturmaya karar verdik. Biz
buradaki aksiyonları yaparken çok keyif alıyoruz. Umarız, siz de okurken keyif
alırsınız.
K.H.B.A.G.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)









