Madonna Di Campiglio
1993 senesinde Uludağ’dayım.
Kayakları ayağıma ilk taktığım zaman. Kaymayı öğrendiğim ilk anlar. Kulağımda
hep ‘kaymak uçmaya en yakın his’ küpesi sallanmakta. Özgürlüğüme özgürlük katma
arayışında bir pırlantaya rastlamış olmanın paha biçilemez heyecanı. O
kıyafetleri giyerken ve kayakların yerine oturmasında o ilk mekanizma sesini
duyan ben, sanırsınız ki F-16’nın kokpitine yerleşiyorum. Daha kaymaya
başlamadan zaten aklım bir karış havalanmış. Kıyafetler, tamam! Ayakkabılar,
tamam! Mekanizma sesi, tamam! ve şimdi sıra en havalı harekette, gözlüğün yavaş
yavaş gözlerin önüne indirilmesi ve batonları tutmak, tamam! kalkış için
hazırım. İşte! Bütün bu hazırlıkları
unutturan, bembeyaz bir sonsuzluğun içinde kalkış sonrası kendiniz ile baş başa
olduğunuz, kafanızı sağa veya sola doğru çok hafif çevirdiğinizde kayağın kar
içinde gidiş sesine eşlik eden rüzgârın sizi havalandırma hissi. Uçuyoruz!