16 Haziran 2016 Perşembe

Lizbon'da bir KHBAG'lı


Görev gereği gitmiş olsak da, çok gezemesek de izlenimlerimizi paylaşmamak olmazdı tabii :) Öncelikle, Lizbon biraz İstanbul, biraz Küba biraz da Akdeniz şehirlerine benziyor. İstanbul'u görmüş olan bir Portekizli toplantıda Lizbon'un İstanbul'a benzerliğinden bahsederken, "Sizde Boğaz var, biz de nehir (Rio Tejo)" dedi. Gerçekten böyle.

Aslında nehir dediklerine bakmayın söylemeseler ben okyanusun uzantısı sanmaya devam edecektim. O kadar büyük ki içinde dev gemiler yüzüyor, Boğaz köprüsü gibi bir köprü (25 Nisan Köprüsü) kuzey ve güneyi birbirine bağlıyor. Üstelik alt kısmından demiryolu geçiyor.


Lizbon ve Porto ikisi de liman şehirleri. Geçmişte de öylelermiş. Lizbon'un neredeyse bir numaralı gelir kaynağı bu liman. Limanın hemen kıyısında nehrin okyanusla birleştiği yerde liman kontrol kumanda binası var. Ödül almış ilginç tasarıma sahip. 



İlk gün meşhur Vasco da Gama anıtını ve Torre de Belem kulesini ziyaret ettik. Turist otobüsü dolu. Belli ki pek turistik bir yer.Özellikle şato-fener karışımı yapı etkileyici, görmekte yarar var. Anıt ise Portekiz'in geçmişteki zengin, istilacı, keşfedici günlerini anlatıyor sanki.



 

Yerde de büyük bir Dünya haritası üzerinde Portekizlilerin keşfettiği yerler. Karşısında da çok büyük bir manastır var. Uzaktan görebildim ama güzel bir bina gibi. Eğer giderseniz manastırı da gezebilirsiniz.



Toplantılar bittikten sonra Lizbon'u gezme fırsatımız oldu. Bütün Avrupa'da olduğu gibi oldukça büyük meydanlar var.



Meşhur sarı tramvay (28 numara) şehrin her yerini dolaşıyor. Ama malesef o da turistik ve hep tıka basa dolu.



Arka sokaklar her zaman olduğu gibi çok daha sevimli, güzel küçük fado klüpleri ve lokantalar var.

Gece hayatı da oldukça hareketli, hem fado klüpleri hem gece klüpleri, lokantalar tıka basa dolu. Tavsiyem her zaman olduğu gibi trustik yerlerden kaçmanız, özellikle öğrencilerin gittiği Barrio Alto bölgesindeki  yerleri tercih etmeniz. Buralarda 3-4 euroluk birayı 1 euro'ya içebilirsiniz.

Portekizi gezenlerin ilk tavsiyesi mutlaka Fado dinlemelisinizdir.Bizde uyduk bu tavsiyeye.Oldukça eski bir lokanta,Amerikalı turist doluydu. Şarkıcılar çıkmadan ışıklar kısılıyor, sessizlik başlıyor. Konuşanlar uyarılıyor.Tabak çatal-bıçak seslseri kesiliyor. Üç kadın ve bir erkek şarkıcı çıktı sahneye. Hepsi birbirinden etkileyici idi. Sözlerini anlamasak da söyleme tarzları, tonlamaları her şey hüzünlü. Zaten Fado ; gemici olan eşlerinin ardından kadınların söylediği şarkılarmış. Bir çeşit ağıt gibi. Bir klasik gitar ve görüntüsü büyük bir mandolini anımsatan portekiz gitarı eşlik ediyor. Artık bende aynı fikirdeyim mutlaka dinlenmeli, tabi gitmeden yine turistik olmayan bir mekan bulmakta fayda var. 



3 Haziran Cuma günü boş vaktimizi tren ile 50 dakika uzaklıktaki Sintra Parkı ve Pena Sarayında geçirmeye karar verdik. Bu arada yazmayı unuttum ama metro ve tren ağları gayet başarılı. Gitmediği yer yok gibi. Ancak şunu da ekleyeyim taksi de çok ucuz.Eğer 3-4 kişi iseniz hele, metro ile uğraşmayın derim. Çünkü metroda bir biniş 1.40 üstelik bir kaç aktarma yapmanız gerekebilir. Şehir içindeki hiçbir taksiye 8 eurodan fazla ödemedik.



Sintra bir kasaba, oldukça sevimli hala çok güzel taş evler, şatolar var. İçinde de çok büyük bir park. Parkın çok eski olduğu, içindeki yüzlerce yıllık ağaçlardan belli. Trekking rotaları var işaretlenmiş.Tren garından parkın olduğu yere iniş-çıkış 5 euro. 



Asıl görmek istediğimiz yer, parkın içindeki en hakim tepede yer alan Pena Sarayı. Masallardan çıkmış gibi. Giriş 14 euro. (Her yerini gezmek istemezseniz daha ucuz alternatifler var.) Geçmişte Portekiz kraliyet ailesinin kullandığı bir saraymış. Her bir kısmı farklı canlı renklere boyanmış. Müze kısmında kraliyet ailesinin yaşam alanları olduğu gibi duruyor.Yataklar, yemek odaları, oturma odaları. Bence burada en az bir tam gün geçirilmeli.



Eveeet gelelim yeme içme kısmına. Hergün birbirinden güzel deniz ürünü yemenizi tavsiye ediyorum. Çok taze ve Türkiye'de göremeyeceğiniz kadar bol çeşitli. Fiyatlar da çok uygun. Hele bizim bulduğumuz gibi esnaf lokantası tarzında daha çok Portekizlilerin gittiği lokantaları bulursanız.

İki tavsiyem var  : Cacho Douradao
Adres : Rua Eca de Queiros 5, Lizbon 1050-095, Portekiz. Burası tam esnaf lokantası gibi.
http://www.ocachodourado.com/indexweb.php



 

Diğeri; Marisqueira Santa Marta.
Adres: Travessa do Enviado de Inglaterra, n0 1 D, Lizbon, Portekiz

Birbirlerine çok uzak sayılmazlar aslında. Hatta ikincinin yanında uygun fiyata magnet satan dükkan da var. Her ikisi de merkeze ideal uzaklıkta ve oteller bölgesinde. 



Zeytinyağı çok güzel.Sarmısağı da bizim kadar çok kullanıyorlar. Bir de kendi pişirdikleri harika ekmekler var. Pek sevmiyorum ama taze kişnişi midyede kullanmışlar çok yakışmış.Tabi bütün bunların yanında çok güzel ve ucuz Portekiz şarapları. Porto şarabı deneyemedik biraz pahalıydı. Bir de ismi tuhaf ama tadı güzel olan birası var "Sper Bock" :). Bu bira da gayet güzel eşlik ediyor deniz ürünlerine.

Meşhur bir tatlıları var. Çok övüyorlar ama bana pek hitap etmedi. İçi muhallebili tart gibi bir şey. Portekiz tart'ı diyorlar. Belem diye bir bölgede oldukça meşhur.

Son olarak turistik mağazalardan alışveriş etmeniz yerine büyük iki market var onları tercih etmenizi öneririm. Küçük şubeleri de var. Bunları bulun ve alışverişinizi buralardan yapın. Çikolata, Bordo şarapları, kahve çok ucuz. İsimleri "Continente" ve "Pingo Doce."

İyi gezmeler


Yazı ve Fotoğrafların her hakkı Murat Mustafa Süklün ve KHBAG'a aittir.